Komşular

1. Giriş

Geçtiğimiz yüzyıl her anlamda oldukça hareketli geçti. Teknoloji alanında Sanayi Çağı’ndan İnternet Çağı’na doğru yaşanan heyecan verici gelişmenin yanında dünya, özellikle yüzyılın başındaki kötü anıların daha da kötü anılara sebep olduğuna tanık oldu. Bazı ülkeler bu tecrübelerle başa çıkarken bazıları yüzyılın kehanetinden kurtulamadı. Kimileri özgürlük ideallerini gerçeğe dönüştürdü, kimileri ise bu ideale ulaşmaktan halen çok uzaklar.


2. Peki, Ne Olmuştu?

aaaCoğrafi Keşiflerle zenginleşen Avrupalı İmparatorluklar dünyanın dört bir yanında koloni kurarken yalnızca egemenliklerini değil kelebek etkisini de güçlendirdiler. Yeni Dünya’nın kendi halinde yaşayan insanları birdenbire Eski Dünya’nın bir parçası oldu. Bu durum Avrupa kültürünü dünyanın dört bir yanına yayarak herkesin en azından belli başlı konularda aynı dili konuşmasına imkân yarattı. Fransızlar “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganları atarken onları en iyi anlayan Yeni Dünyan’nın insanları olacaktı.


aaaTüm coğrafyaların nimetleri Avrupa’da toplanıp Avrupalılar da fikirlerini yayabilecekleri özgür bir ortama kavuşmaya başlayınca bilimsel gelişmeler hızlandı. Teknik anlamdaki bu gelişmeler Sanayi Devrimi’ne yol açtı. Daha fazla üretim için daha fazla hammadde ve bu üretimin karşılık bulabilmesi içinse daha fazla pazara erişim gerekiyordu. Fakat koloniler özgürlük istiyor, Avrupa’da yeni palazlanan krallıklar ise bitmek üzere olan pastadan pay almaya çalışıyordu. Tek çareyi pastayı büyütmekte arayan devletler, hâlihazırda iç huzursuzlukları olan büyük toprak sahibi komşularına yöneldiler. Herkesin bir parça koparma fırsatı aradığı bu ortamda I. Dünya Savaşı başlamış oldu.

Savaş, içine kapanıp kendini gelişmeye adayan ve sonrasında Avrupa ile ilişkilerine muhteşem bir dönüş yapan ABD’nin arabuluculuğu ile bittiğinde yenilenleri savaş yıllarından daha zor günler bekliyordu. “Barış” antlaşmalarındaki zor şartlar ve savaş sonrası Avrupa’daki ekonomik dar boğaz, ABD borsalarında yaşanan ani çöküşle başlayan 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ile birleşince tek kurtuluşu kendi uluslarının yüceliğinde arayan popülist akımlar yenilen devletlerde oldukça rağbet görmeye başladı. Geçmişin hesabını kapatmak isteyen Almanya ve İtalya gibi faşist rejimlerin saldırgan tutumları, ilkinin üzerinden otuz yıl geçmeden yeni bir dünya savaşını tetikledi.

aaaSavaş sırasında önce düşman sonra ise dost olan ABD ile Sovyet Rusya arasındaki ideolojik farklılık savaş bitince her iki taraf arasında gerginlik yarattı. Barış anlaşmalarının müzakereleri sırasında başlayan bu gerginlik tarafların gerek yanlarına müttefik çekmesi gerekse zorla müttefik edinmeleriyle daha da arttı. 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasını takiben 1991’de SSCB dağılınca ABD’nin elde ettiği görece galibiyetin bedelini her iki ülkenin yanlarına çekmeye çalıştığı “müttefikleri” ödedi. O dönem için çiçeği burnunda sayılan pek çok ülke, bugün Soğuk Savaş’ın ana aktörleri ABD ve SSCB tarafından desteklendiğini bildiğimiz iç savaşlar, askeri darbeler ve bunların ertesinde ortaya çıkan diktatör rejimlerle uzun yıllar mücadele etmek zorunda kaldı. Bunun en acı örneklerinden birini serinin ilk yazısında değineceğim ve tam 36 yıl süren Guatemala İç Savaşı’nda göreceğiz.

aaaII. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllar, ideolojik gerginliklere sahne olduysa da Birleşmiş Milletler gibi uluslarüstü teşkilatların ve bu teşkilatlarca hazırlanıp bir daha savaşmak istemeyen ülkelerin birlikte imzaladıkları anlaşmaların ortaya çıkmasına da tanık oldu. 90’lı yıllardan beri yaşanan ve halen hafızalarımızda tazeliğini koruyan bazı olaylar ise bize bu uluslarüstü aktörlerin etki gücünü sorgulatmıştır. Sırbistan ve Hırvatistan’ın son yüzyılda yaşadıklarından bahsedeceğim seri yazısında bu olayların bir örneğine değinmiş olacağız.

aaaTüm bu çekişmelerde galip tarafta yer alsa da İngiltere, üst üste yaşanan savaşlar ve krizlerden ekonomik anlamda kötü etkilenmişti. Bu şartlarda hareketlenen kolonilerini zapt etmekte güçlük çeken Büyük Britanya İmparatorluğu 1930’lardan sonra eski gücünü kaybetti. Güneşin batmadığı ülke kendi adasına çekilirken elinin değdiği her yerde bugün halen sonuçlanamamış pek çok kargaşa bıraktı. Başta Orta Doğu olmak üzere, Kıbrıs ve serinin gelecek yazılarında işleyeceğimiz Hong Kong bu sorunların devam ettiği yerlerin en bilindik örneklerini teşkil eder.

3. Komşular

aaaI. Dünya Savaşı çok uluslu imparatorlukları parçalayıp irili ufaklı devletlerin kurulmasına yol açmışken Soğuk Savaş sonunda dağılan SSCB’ye bağlı olan ya da Sovyet müttefiki olan bazı çok uluslu devletler de bölündüler. Bu ayrılık kimileri için anlaşarak kimileri için son derece sancılı oldu. Yüzyıllarca beraber yaşamış, ortak değerleri olan bu toplumlardan bazıları kendi başlarına kaldıklarında geçmişten getirdiklerinin üzerine yeni bir toplum inşa etmenin zorluklarıyla başa çıkamadılar. Bazıları ise bu zorlukları avantaja çevirecek alternatif yollar bulmayı başardılar. Bu kimi zaman şansın kimi zaman ise çok kötü tecrübelerin getirdiği reformist rüzgârların eseriydi. Komşular serisinde eskiden aynı çatı altında yaşayan fakat sonra birbirlerinden ayrılıp komşu olmuş bazı devletlerin son yüzyıldaki panoramalarını çizip bugün geldikleri noktaya ışık tutacağız. Bunu yaparken yukarıda bahsettiğim gelişmeler bize yol gösterici olacak. Bazen bahsedeceğimiz ülkelerin komşu olduğuna inanamayacak bazen ise aralarında çok bariz benzerlikler bulacağız.

aaaÇok yakında yayınlanacak olan serinin ilk yazısı Kosta Rika | Guatemala bize bu ülkelerin en zıt iki örneğini sunmuş olacak. Kahvenin diyarına yapacağımız bir sonraki yolculukta görüşmek dileğiyle…