Hak Teorisi | Doğal Hukuk

En son güncellendiği tarih: Oca 12

Günümüzde egemen olan liberal hukuk sisteminin kurucularına göre devletten çok uzun zaman önce var olmuş olan insanlar “tabiat hali” denen doğal durumda özgürce yaşamaktaydılar. Ancak bir gün özgür insanlardan birinin, bir diğerinin hürriyet alanını ihlal etmesi ile birlikte cezalandırma yetkisinin nasıl kullanılacağı sorunu ortaya çıktı. Doğa durumunda yaşayan insanlar bu sorunu aralarında bir anlaşma yaparak çözdüler. Doğal hukukçular söz konusu bu anlaşmayı “toplum sözleşmesi” olarak adlandırdılar ve modern devletin varoluşunu bu iki teoriye göre açıkladılar. Buna göre insanlar bir araya gelerek sahip oldukları bazı hak ve hürriyetleri kendi adlarına kullanması için devlete tevdi ettiler.

États Généraux Toplantısı (5 Mayıs 1789)

xxxDevletin kuruluşu ile birlikte insanların hak ve hürriyetleri tümüyle ortadan kalkmış ve insanlar tamamen devletin boyunduruğu altına girmiş olmadılar. Yalnızca, her insanın otonom olarak hareket etmesinin sorun oluşturacağı hakların kullanımını devlete tevdi ettiler. Bu kullanıma ilişkin sınırları ise devletin gücün sınırını çizerek yani kuvvetler ayrılığını tesis ederek güvence altına aldılar. Ancak buna rağmen “toplum sözleşmesinde” hak ve hürriyetlerinin durumuna ilişkin düzenlemelere de yer verdiler.

xxxJellinek üçlüsü, söz konusu bu hak ve hürriyetlerin sınıflandırılmasındaki temel tezlerden biridir. Üçlüye göre haklar, Negatif Statü Hakları (Kişisel); Pozitif Statü Hakları (Sosyal) ve Aktif Statü Haklarından (Siyasal) meydana gelmektedir.

Liberal Düşüncenin Öncüsü John Locke
Liberal Düşüncenin Öncüsü John Locke

xxxJellinek’in sınıflandırmasına göre negatif statü hakları insanın sahip olduğu hürriyetlerdir. Buna göre hürriyet, insanın irade ve hareket serbestisidir. Hürriyetler, devletin iradesine bırakılmamış ve insanın insan olmasından kaynaklı doğuştan sahip olduğu haklarıdır. Bu yüzden isimlendirmede “negatif” kelimesi tercih edilmiştir. Çünkü bu hürriyetlerin söz konusu olabilmesi için devletin varlığına veya katkısına ihtiyaç yoktur. Devlet olmasa dahi bu hakların varlığından söz edilebilecektir çünkü bu hakların varlığının kaynağı insanın varlığına dayanmaktadır. Bu yüzden söz konusu hürriyetlerin devlet tarafından tanınmasına da ihtiyaç yoktur. Devletin negatif statü haklarına anayasada yer vermesinin nedeni sınırlandırma rejiminin düzenlenmesinden ötürüdür. Hürriyetlerin niteliği gereği tümünün pozitif hukuk metinlerine alınmasının imkanı yoktur çünkü hürriyetler iradi insan davranışlarıdır. Bu yüzden hürriyet kavramı, hem normatif olarak düzenlenmiş hem de düzenlenmemiş olan hürriyetleri kapsar. Buna rağmen anayasalarda negatif statü haklarının düzenlenme nedeni, hakları sınırlandırma rejiminin daha sıkı güvencelere bağlanmak istenmesidir.

xxxHaklar olağan olarak genel sınırlandırma sebepleri ile kısıtlanabilir. Ancak bazı haklar vardır ki bunların genel sınırlandırma sebepleriyle dahi sınırlandırılmaması istenmiştir. Negatif statü haklarına -devletin bu hakları tanımasına ihtiyacın olmamasına rağmen- devlet tarafından anayasa metinlerinde yer verilmesinin önemi işte burada ortaya çıkmaktadır. Anayasa metinlerinde yer verilmiş olan hürriyetlerin sınırlandırılması genel sebeplerin yanında kendi özel rejimlerine de tabidir.

xxxBöylece devlet, bazı hürriyetler açısından genel sınırlandırma sebeplerinin yanında özel sınırlandırma sebepleri de düzenleyerek daha fazla koruma alanı oluşturmuştur. Yaşam hakkı, konut dokunulmazlığı hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği gibi haklar bu sınıfta yer almaktadır. İşte bu günlerde de ülkemizde iktidar, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimi ile ilgili büyük bir sınav vermektedir. Bunun bir örneği için Mayıs ayında kaleme aldığım “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Bağlamında Covid - 19” adlı makaleme göz atabilirsiniz.

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (1789)
İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (1789)

xxxAktif statü haklarının yani siyasal hakların doğuş öyküsü aslında devletin doğuşu ile paraleldir. Negatif statü hakları ile devletin insan haklarına dair yasak alanı çizilirken siyasal haklar ile kurulmuş olan devletin nasıl yönetileceği, insanların yönetime nasıl katılacağı düzenlenmiştir. İnsanlar devleti, aralarında yaptıkları bir sözleşme ile kurduklarından sözleşme taraflarının kurulmuş olan devletin yönetimine katılma hakkı vardır. Günümüzde bu haklar seçme ve seçilme, siyasal parti kurma, vatandaşlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eleanor Roosevelt, İnsan Hakları Evrensel Bildirisini “Bütün insanlığın Magna Carta'sı olarak” tanımlamıştır.
Eleanor Roosevelt, İnsan Hakları Evrensel Bildirisini “Bütün insanlığın Magna Carta'sı olarak” tanımlamıştır.

xxxLiberal hukuk sisteminin temel dinamiklerinden biri olan mülkiyet hakkının sosyalist devletlerde kabul edilmemesinin etkileri ve liberal ülkelerin giderek kapitalistleşmeleri ile birlikte işçi sınıfının haklarının orantısız bir şekilde sınırlandırmasından ötürü devlet, doğa durumuna kıyasla kabul edilemez bir şekilde bozulmuş toplum eşitliğini sağlayabilmek için pozitif statü haklarını anayasaya derç etmiştir. Bu haklar negatif statü haklarının aksine devlete “yap” veya “ver” şeklinde bazı emirler vererek yükümlülükler yüklemektedir. Örneğin, sendika hakkı, sosyal güvenlik hakkı, konut hakkı, grev ve lokavt hakkı gibi düzenlemeler bu kabildendir. Bu haklar kişilerin var olmalarından ötürü sahip oldukları haklar değildir, bunlar devlet tarafından insanlara sonradan sağlanmış haklardır. Devletin böyle bir yükümlülük altına girmesinin nedeni devleti bir sözleşmeyle kurmuş olan insanlarının onurlarının eşit olmasına dayanmaktadır. Doğa halindeki eşitlik insanların bir kısmı lehine elbet bozulacaktır. Ancak bu durum hiçbir zaman aleyhine bozulmuş olan tarafın haklarını insan onuruna aykırı bir şekilde zedelememelidir. Devlet bu dengeyi sağlayabilmek için sosyal hakları düzenlemiştir.

xxxBu yazıda “tabiat hali” ve “toplum sözleşmesi” hipotezlerinden ve temel hak ve hürriyetlerin sınıflandırılmasından bahsettim. Özellikle negatif statü haklarındaki doğal hukuk etkisine dikkat çekmeye çalıştım. Böylece temel hak ve hürriyetlerin korunmasında erklerin faaliyetinden bahsedeceğim bu yazı serisinde başlangıç okumaları bitmiş oldu. “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” serisinin bir sonraki yazısı “Yargı Erki | Adil Yargılanma Hakkı” olacaktır.

Ekler

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANDIRIL
.
Download • 242KB