Göçmenlere Yönelik Nefret Söylemi 3

Bölüm 3 : Sosyal Ağlarda Nefret Söylemi ve Mücadele Yöntemleri


Sosyal Medya ve Nefret Söylemi

Son yıllarda sosyal medya platformlarında ve internet üzerinde nefret söylemi başta olmak üzere hukuka aykırı olan pek çok içeriğin bulunduğu ve bunların geniş bir etki alanına sahip olduğu görülmektedir. Nefret söylemi toplumda çoğunlukla göçmenler, azınlıklar vb. dezavantajlı gruplara karşı gelişen tahammülsüzlüğün dışa vurumudur ve sosyal ağlar bu düşmanca üslubun en kolay aktarım yoludur. Örneğin; söylem içerikli bir paylaşım platformu olan Twitter, nefret söyleminin en çok üretildiği sosyal ağların başında gelmektedir. Günümüzde sosyal medya platformlarının kullanıcı sayısındaki artışa paralel olarak nefret söyleminde de kritik bir yükseliş olduğu açıktır. Bu söylemin hedefinde olan insanların aşağılanması, ötekileştirilmesi, tehdit edilmesi toplum içerisinde ayrıştırıcı ideolojiyi körüklemekte ve radikal sağ grupları motive etmektedir. Bununla beraber toplumda, nefret söyleminin dönüştüğü nefret suçları ve şiddet eylemleri gibi olumsuz sonuçlar karşımıza çıkabilmektedir. Sosyal ağlardaki bu paylaşımlar ve nefret barındıran söylemler bir halkın belirli bir gruba karşı takındığı genel bir görüş olarak kabul edilemeyeceği gibi göz ardı da edilmemelidir. Bu açıdan sosyal ağlarda kolaylıkla yayılabilen nefret söylemi paylaşımları derhal kaldırılması gereken içeriklerin başında gelmektedir.

aaaAvrupa Birliği çerçevesinde göçmenlere yönelik nefret söylemini değerlendirdiğimiz yazı serimizin bu üçüncü ve son bölümünde, hayatımızın büyük bir bölümünü kapsayan sosyal ağlarda artan nefret söylemini engellemeye yönelik Avrupa Birliği bünyesindeki çalışmaları ve Batılı demokrasilerde ulusal çapta etkili olan düzenlemeleri ele alacağız.

Nefret söylemini protesto eden insanlar animasyonu.

Sosyal Ağlarda Nefret Söylemi ve Mücadele Yöntemleri

  • Avrupa Birliği

aaaAvrupa Komisyonu, Mayıs 2016'da yasa dışı nefret söyleminin yayılmasını önlemek ve buna karşı koymak için Facebook, Microsoft, Twitter ve YouTube ile beraber “Çevrimiçi Yasa Dışı Nefret Söylemiyle Mücadele Tüzüğü'nü kabul etti. 2018 yılı içerisinde Instagram, Snapchat ve Dailymotion da bu mücadele içerisine katıldığını duyurdu. Bu tüzük kapsamında, nefret söylemi olarak işaretlenen içeriklerin sosyal medya şirketlerince değerlendirilmesi yapılıp ilgili paylaşımın nefret söylemi kapsamına girdiğine karar verilirse 24 saat içerisinde platform üzerinden kaldırılması öngörülmektedir. Bu denetleme mekanizması büyüyen sosyal medya dünyası için değerli ve nefret söylemi tehlikesiyle mücadele etme konusunda oldukça önemli bir gelişmedir. Bununla beraber Avrupa Birliği ve sosyal medya şirketleri, sanal dünyada ifade özgürlüğünü desteklemek ve kolaylaştırmaya yönelik ortak bir amaç içerisinde yer almalarının yanı sıra tüm bu aktörler sosyal ağların şiddet ve nefret için serbest bir liman olarak görülmesinin önüne geçmeye çalışmaktadırlar.

sosyal medya platformlarının sembollerini içeren bir fotoğraf
  • Almanya

aaaSon yıllarda, Almanya genelinde aşırı sağcı grupların sosyal medyayı bir örgütlenme aracı haline getirmeleri ve paylaşım platformları yoluyla asparagas haber yaymaları, ölüm tehditlerinde bulunmaları, terör saldırıları öncesinde sosyal medya üzerinden mesajlar vermeleri ve göçmen grupları hedef göstermeleri nedeniyle harekete geçen Merkel hükümeti, "Sosyal Ağların Düzenlenmesi Kanunu" veya kısa adı "NetzDG" ile Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarını kullanıcıların yayınladıkları içerik konusunda sorumlu hale getirmiştir. Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren bu yasa dahilinde, sosyal ağ sağlayıcılarının ülkede temsilcilik bulundurması da zorunlu kılınmıştır. Yasa; sosyal ağlardan yayılan nefret söylemi, ırkçılık, hakaret, tehdit, gibi hukuka aykırı paylaşımlarla ve insanları suça veya şiddete teşvik eden yasa dışı içeriklerle mücadeleyi hedeflemektedir. Bu yasa çerçevesinde, parti politikası olarak göçmen karşıtlığını benimseyen birçok AfD’li siyasetçinin nefret boyutu kazanan söylemleri sonucunda hesaplarına erişim engeli getirilmiş ve paylaşımları kaldırılmıştır. Sosyal Ağların Düzenlenmesi Kanununun yürürlüğe girdiği Almanya’da ilk altı ay içerisinde, Facebook gelen şikayete tabi içeriklerin %21,2’sini, YouTube %27,1’ini, Google+ %46,1’ini ve Twitter ise %10,8’ini kaldırmıştır. Göçmen nüfusun fazla olduğu Almanya’da NetzDG Kanunu, birçok kesim tarafından sıklıkla eleştirilse de, göçmenleri hedef alan ötekileştiren dilin önüne geçmek ve dijital dünyadaki nefret söylemini engellemek için Avrupa ülkeleri içerisinde yapılan ilk kapsamlı yasa çalışmasıdır.

  • Fransa

aaa2020 yılı içerisinde Fransa Ulusal Meclisi tarafından onaylanan "Avia Yasası" ile ülke genelinde sosyal medya ve internet suçlarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu yasa kapsamında YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformlar yasa dışı söylemler içeren ayrımcılık, nefret, şiddet ve cinsel taciz içerikli yayınları ve paylaşımları kullanıcılardan gelen şikayet üzerine 24 saat içinde kaldırmakla mükelleftir. Görüldüğü üzere göçmen karşıtı, ırkçı veya cinsiyetçi paylaşımların yanı sıra nefret, şiddet, ayrımcılık ve belirli suçları teşvik eden içerikler de bu yasa kapsamında değerlendirilmektedir. Sosyal ağ şirketlerinin bu hususta sorumluluklarını yerine getirmemeleri halinde para cezası öngörülmüştür. Bu yasa dahilinde Fransa genelinde göçmen karşıtlığının ve İslami değerlere hakaret etmenin önüne geçilmesi amaçlanırken ülkedeki aşırı sağcılar yasaya ilişkin sert tepkiler vermekte ve nefret söylemi barındıran ifadeleri sosyal ağlarda dolaşıma sokmaya çalışmaktadır.


SONUÇ

aaaMedya araçlarının oldukça önemli olduğu bu çağda sosyal medya dünyası bir serbest veya denetimsiz alan olarak görülmemeli, bir başkasının hürriyeti uğruna bir diğer bireyin hakkı gasp edilmemelidir. Toplumsal güveni ve huzuru bozan bir eylem olarak nitelendirilen nefret söyleminin sosyal medyada kazandığı meşru dilin moda akımı haline gelmesinin önüne geçmek için birçok devlet çeşitli yasalar çıkarmış ve beraberinde sosyal ağları denetleme mekanizmaları oluşturmuştur. Özellikle Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve radikal grupların göçmenleri hedef alan saldırgan tutumlarına bireyler sosyal medya kanalları vasıtasıyla direkt olarak maruz kalabilmektedir. Bu söylemlerin sosyal medya aracılığıyla kazandığı boyut çoğu zaman toplumsal bilinçaltının bir yansıması olarak okunabilir. Son 10 yıl içerisinde Avrupa’da artan göçmen nüfusu bölgede uyuyan radikal ideolojileri uyandırmıştır. Bu durum beraberinde toplum içerisinde nefret dilinin giderek büyümesine sebep olmuştur. Göçmenler de dahil olmak üzere toplumda yer alan birçok dezavantajlı grubun yaşam standartlarını düşüren bu söylemlerin son bulması için konuya ilişkin hukuki yaptırımların yanı sıra toplumsal gruplar arasında uzun vadede sağlıklı bir iletişim dili kurulması da şarttır.



Kaynakça

1. https://www.tbmm.gov.tr/yayinlar/Secili_ulke_orneklerinde_sosyal_medya_sirketlerinin_yasal_yukumlulukleri_03.07.2020.pdf

2. https://ec.europa.eu/info/policies/justice-and-fundamental-rights/combatting-discrimination/racism-and-xenophobia/eu-code-conduct-countering-illegal-hate-speech-online_en

3. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53261921

4. https://www.setav.org/odak-fransanin-sosyal-medya-ve-internet-suclarini-duzenleyen-avia-yasasi/#_ftnref13

5. https://guardian.ng/features/group-advocates-legal-framework-on-hate-speeches/

6. https://europeansting.com/2020/06/22/commission-publishes-eu-code-of-conduct-on-countering-illegal-hate-speech-online-continues-to-deliver-results/