Doğu Akdeniz Meselesi

Güncelleme tarihi: Oca 14

Fiat iustitia ne pereat mundus.*


* Dünyanın yıkılmaması için bırak adalet yerini bulsun.


1. Doğu Akdeniz Türkiye İçin Ne İfade Ediyor?


Kanuni sondaj gemisi, boğazda, arkada Ayasofya görünüyor.
Kanuni Sondaj Gemisi

Ülkeler için ekonomik veriler her durumda önem arz etmektedir. Ülkeler, belirli bir dönem içindeki gelir - gider dengesinin ifade ettiği cari denge istatistiğini dikkate alarak yeni yıl bütçelerini ve politikalarını oluşturmaktadırlar. Ekonomik verileri gözlemlemekte olan diğer ülkeler ise bu veriler ışığında kendilerini konumlandırmaktadırlar. Döviz kurunun da her zaman için ekonomik verilerle ilişki içinde olduğu gerçeği kur hassasiyeti olan bir ülkede her zaman göz önünde tutulmalıdır. Bu sebeple, Türkiye’nin cari açık verme nedenlerinin irdelenmesi önem arz etmektedir. Merkez Bankasının cari dengeye ilişkin verileri dikkate alındığında Türkiye’nin dış ticaret açığının, cari dengenin negatif yönde bozulmasının başlıca nedeni olduğu görülmektedir. Bu dengesizliği yaratan en önemli faktör Türkiye’nin enerji ihtiyacı ve enerji ihtiyacını karşılamada dışa olan bağımlılığıdır. Enerji ihtiyacı ve büyüme arasındaki korelasyon dikkate alındığında Türkiye’nin artarak devam eden enerji ihtiyacı olumlu bir veri olarak yorumlanabilse de cari açık, enerji güvenliği ve iktisadi korumacılığın tekrar belirginleşmesi gibi faktörler Türkiye’yi yeni kaynaklar yaratma yoluna sürüklemektedir. Sürdürülebilir bir büyüme pek çok değişkenle bağlantılı olsa da cari dengenin ve dolayısıyla enerji ihtiyacının bu hedefi gerçekleştirebilme noktasındaki önemi yadsınamaz. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı azaltma noktasında halihazırda devam etmekte olan arayışlarının en önemlisi -nükleer enerji tesislerinin kurulması, iklim değişikliğiyle mücadele doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltmek ve kaynak ülkeleri çeşitlendirmeye yönelik girişimler bir yana bırakılırsa- Doğu Akdeniz’de yürütülen çalışmalardır.

Doğu Akdeniz uydu görüntüsü
Doğu Akdeniz

xxxDoğu Akdeniz bölgesi 1,7 milyar varil petrol ve 122 trilyon ft³ gaz potansiyeline sahip olması hasbiyle enerji ihtiyacı olan devletlerin ve uluslararası şirketlerin, üzerinde çıkar uzlaşısı arayacağı bir hüviyete bürünmüştür. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına ilişkin faaliyetler büyük ölçüde bölge devletlerinin ruhsat verdiği uluslararası şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir ve Türkiye de Akdeniz’deki sondaj çalışmalarına devam etmektedir. Bölge devletlerinin Türkiye’nin iddialarını ve taleplerini dikkate almadan bir mutabakata varma gayesi ise dikkat çekici bir diğer noktadır. Bölgedeki uzlaşmazlığın çözümü Türkiye-NATO ve Türkiye-AB ilişkileri açısından da ayrıca önemlidir çünkü olası anlaşmazlıklar Türkiye aleyhinde güvenlik sorunu teşkil edebilecektir.


xxxEk olarak pek çok araştırma 2008 krizi sonrasında yeni korumacılık evresine geçildiği sonucuna varmaktadır. Öyle ki serbest ticaretin en önemli savunucusu ABD, G-20 ülkeleri içinde Kasım 2008-2017 tarihlerini kapsayan bir zaman diliminde en çok korumacı önlem alan devlet konumundadır. ABD’nin korumacı politikalara eğilimi ardındaki en önemli sebeplerden biri ABD ve Çin arasındaki “ticaret savaşlarının” Soğuk Savaş sonrası dönemle birlikte sona eren iki kutuplu dünya düzeninin ikamesi olabileceğine yönelik kanaatlerdir. ABD özellikle düşük maliyetler nedeniyle yatırımların yoğunlaştığı Doğu ülkelerini ulusal çıkarlarına tehdit olarak görmektedir.


xxxKonumuz itibariyle, korumacılığa geçişin nedenlerinden çok sonuçlarını dikkate almak yerinde olacaktır. Korumacılık; gümrük bariyerlerinin vergilerle yükseltilmesi, ithalat kotalarının ve yasaklarının uygulanması gibi konvansiyonel diyebileceğimiz politikaların yanı sıra içerideki üreticiyi sübvanse etmek, anti-damping düzenlemeleri gibi yeni birtakım politikaların da uygulanması yoluyla ithalat giderlerini kısmayı ve bir nevi otarşik bir ekonomik düzen kurma gayesidir. Bu gayenin hayata geçirilmesi dış ticaret hacimlerinin düşmesi anlamına gelecektir. İthalatın kısıtlanması ihracat imkanlarını ve kazançlarını azaltacaktır, fiyat esnekliği düşük olan mal ve hizmetlerin ithali ise içeride bir çözüm üretilene kadar devam edecektir. Bu konjonktürde, Türkiye’nin kendini konumlandıracağı pozisyon cari açık veren bir ülke olması nedeniyle çok daha önemlidir. İhracat gelirlerinin düşebileceği ihtimali karşısında fiyat esnekliği düşük enerji kalemlerinin ithaline devam etmek ülke ekonomisine onulması güç zararlar verecektir. Dolayısıyla, Türkiye’nin yerli enerji kaynaklarına erişimi hayati önemdedir.


xxxAyrıca, “Küresel İklim Krizi” kavramı, etkilerinin somutça hissedilmeye başlandığı iklim değişikliği karşısında acil önlemlerin alınması gerektiği bir evreye geçildiği gerçeğini ifade etmektedir. Türkiye’nin bu noktadaki hassasiyeti göz önünde bulundurulduğunda enerji talebinin kömür gibi yüksek emisyona neden olan kaynaklardansa doğaya en az zarar veren fosil yakıt olan doğalgaza kaydırılması Doğu Akdeniz’deki hedeflerin önemini pekiştirmektedir.



2. Tehditler ve Çözüm Önerileri

2.1 Türkiye-AB İlişkileri