Demokrasi Kuramı | Kuvvetler Ayrılığı

Güncelleme tarihi: Oca 12

Devletin varlığının kabul edilmesinden sonra teoride ortaya çıkan en büyük sorun devletin nasıl yönetileceğiydi. Modern devletin inşasının ardından İkinci Dünya Savaşı’nın bitimi ile birlikte bu sorunun cevabı Demokrasi olarak verildi.

Pericles'in Cenazesi Meclis Önünde, Philipp Foltz

xxxDemokrasi, filizlerini Antik Yunan’da göstermesine rağmen Modern Devlette var olan anlayışın bununla pek de benzerliği yoktur. Benzerlikten bahsedilememesinin maddi nedenleri olarak sitelerden devlet düzenine geçilmiş olması, söz konusu bu geçişin temsil organlarına duyulan ihtiyacı arttırması; bunlarda birlikte temel hak ve hürriyetler alanında yaşanılan gelişmeler ve hukuk devleti ilkesinin doğması gösterilebilir. Maddi nedenlerin fitilini ateşleyen hususların başında da sosyal ve ekonomik gelişmeler, nüfusun artması, egemenliğin etki etmesi gereken coğrafi alanın büyümesi ve göçlerle birlikte serbest insan hareketliliğinin artması gibi şekli nedenler gelmektedir.

xxxModern Devlette var olan demokrasi tipleri üçe ayrılır:

xxx· Doğrudan Demokrasi

xxx· Yarı Doğrudan Demokrasi

xxx· Temsili Demokrasi

xxxDoğrudan demokrasi, yukarıda bahsetmiş olduğum şekli nedenlerin minimal etki alanına sahip olduğu birkaç bölgede halen yürürlüktedir. Bu Modern Demokrasi tipinde Atina Demokrasinin en büyük izlerini görmek mümkündür. Buna göre doğrudan demokraside halk araya hiçbir görevli, temsilci veya vekil sokmaksızın kendi kendisini yönetir. Yasama, yürütme ve yargı organları yoktur. Devletin yönetiminde alınacak olan kararlar bizzat halk tarafından doğrudan alınır. Halk egemenliğini kendisi kullanır.

Cicero, Catilina'yı suçluyor (19.Yüzyıl)

xxxYarı doğrudan demokrasi sistemlerinde ise temsili demokrasiyi doğrudan demokrasiye yakınlaştıracak olan referandum, temsilcilerin azli, halk vetosu gibi bazı enstrümanlar kabul edilerek hibrit bir model oluşturulmuştur.

xxxYazının asıl konusunu teşkil eden temsili demokrasilerde ise halk elinde bulundurduğu egemenlik yetkisinin kullanımını bir temsilciye, vekile veya organa devreder; devleti kendi adına yönetmesini emreder. Söz konusu bu emir modern devletin kuruluş belgesi olan anayasa ile kayda alınmıştır. Temsilci, anayasadaki direktifler doğrultusunda görevini ifa edip bitirir ve yeni temsilcilere bu görevi terk eder.

xxxTemsilcinin halkın egemenlik yetkisini tek elden kullanmasını önlemek adına gücün bölünmesi demokrasiler tarafından kabul edilmiştir. Buna göre söz konusu güç yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üçe bölünecektir.

xxxBugün demokratik modern devletin yönetiminde kuvvetler ayrılığını kabul etmiş olan devletlerin hükümet biçimlerini parlamenter veya başkanlık sistemi olarak görmekteyiz. Kuvvetler birliğine dayanan anti demokratik devletlerin yönetim şekillerinde ise monarşi, diktatörlük ve meclis hükümeti sistemleri görülmektedir.

xxxSöz konusu ikili ayrım son zamanlarda demokrasilerin gri bölgelerini oluşturan “modern otoriterizm” sistemlerini de eklemek mümkündür. Bu sistemin cari olduğu ülkelerde aslında anayasa ile kuvvetler ayrılığı tesis edilmiştir. Ancak anayasa sadece görünüşte vardır ve aslında devlet yönetimini elinde bulunduran hükümet otoriter bir tavırla kuvvetlerin tamamını eline geçirmiştir.

xxxBu yüzden sadece normatif düzenlemelerin varlığı, kuvvetlerin ayrılmış olması anlamına gelmemekte ve demokrasinin varlığından söz edebilmek için yeterli olmamaktadır. Dahl’in kriterlerine göre bir devletin demokratik olduğundan söz edebilmek için vatandaşlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının yanında muhalefetin iktidar karşısında halkın oylarını kazanabilmek için adil ve serbest seçimlerde yarışması ve iktidar olabilme ihtimalinin rasyonel olarak var olması gerekmektedir. Ayrıca ifade hürriyeti güvence altına alınmış olmalıdır. Söz konusu bu hürriyet bağımsız medya organlarını da kapsamaktadır. Halkın değişik haber alma kaynakları olmalıdır. Bunların yanında her vatandaşın kamu görevine getirilmede eşit tutulması gerekmektedir.

xxxBu kriterleri sağlayamayan devletler, demokrasi sınırlarını aşmış ve modern otoriterizmin hakim olduğu devletlerdir. Bu devletlerde halkın tek bir kişi olduğu, tek kişinin iradesini gerçek liderin temsil ettiğini ve yine gerçek liderin ancak halkın önünde hesap verebileceğini kabul ederek yürütmenin, yasama ve yargı erkleri karşısında yatay olarak hesap verebilirliği reddedilir.

xxxModern otoriterizmlerde iktidar, ekonomik kaynakları elinde tutar ve idari mercilerde kadrolaşmıştır. Medyanın tümüne egemen durumda olup muhalif medyayı susturmuş ve yargı erkini de tahakkümü altına alarak muhalifleri bastırmak için araçsallaştırmıştır. Tüm bu engellere rağmen halka sesini duyurabilmiş olan muhalifleri terörist olarak görüp ötekileştirmiştir.


xxxDahl’in vermiş olduğu kriterlere göre Türkiye, demokrasilerin gri bölgesinde olan bir modern otoriterizmdir.

xxx16 Nisan 2017 tarihli plebisit ile birlikte yürütme ve yasama organlarının aynı gün halk tarafından seçilmesi esası kabul edilmiş ve %10 barajlı d'Hondt seçim sistemi korunmuştur. Her iki seçimin de aynı gün oluşu yürütme kanadında seçimi kazanmaya yakın olan tarafa yasama kanadındaki seçim için haksız bir üstünlük oluşturmaktadır. “Başkanlık sisteminin” cari olduğu diğer ülkelerde yürütme organı görevde iken yasama organının seçimleri parlamentonun belirli bir çoğunluğunu kapsayacak şekilde dinamik olarak yenilenmektedir. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile söz konusu bu araçlar getirilmemiştir.

xxxSeçim barajının getirilmesi parlamenter sistemde yönetimde istikrar ile temsilde adalet arasında denge bulma arayışından kaynaklanmaktaydı. Artık yürütme kanadı yasama kanadının güvenine dayanmadığı ve yönetimde istikrar mutlak olar