Brezilya Demokrasisinde Gerileme

En son güncellendiği tarih: Nis 2

Güney Amerika kıtasının en büyük yüz ölçümüne ve ekonomisine sahip Brezilya’da, son iki yılda demokrasi ve insan hakları alanında azımsanmayacak bir düşüş gerçekleşmektedir. Freedom House yıllık demokrasi raporlarına göre Brezilya son iki yılda 3 puanlık bir düşüş yaşasa da [1] (3 puanlık düşüş ilk bakışta büyük bir kayıp gibi gözükmemekte) demokrasi ve insan haklarındaki kayıp yapısal mahiyeti ile 3 puandan çok daha derin ve ciddi sorunlara işaret etmektedir.

Son iki yıldaki gelişmeleri aktarmadan önce Brezilya’nın devlet sistemi hakkında kısa bilgiler sunmakta fayda var. Brezilya çift kanatlı yasama organına sahip başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Ülkenin idari yönetim birimleri birçok başkanlık rejiminde olduğu gibi federal yapı ile tanzim edilmiştir. 1964-1985 arasında Brezilya darbeci askeri yönetim sultası altında kalmıştır. Bununla birlikte Freedom House raporlarına göre günümüzde Brezilya’da, meclis ve başkanlık seçimleri özgür ve adil bir şekilde gerçekleşmektedir. Yani Brezilya’nın siyasi haklar bakımından özgür bir ülke olduğunu söylemek mümkündür. Son iki yılda hem siyasi hem sivil haklar konusunda bir gerilemeden yazının başında da söz etmiştik. Bu gerilemenin 2018 yılında Jair Bolsonaro’nun başkanlık seçimlerini kazanarak Brezilya Başkanı olması ile başladığı bilinmektedir. Tüm dünyada yükselen popülizme dayalı siyasi söylem Brezilya’da adeta Bolsonaro’nun seçim kampanyasında vücut bulmuştur.





Bu söylem diğer örneklerde olduğu gibi Brezilya’da da işe yaramış ve Bolsonaro 2018 yılında başkanlık görevine başlamıştır. Eski bir subay olan Bolsonaro Sosyal Liberal Parti (PSL) adayı olarak seçimi kazanmasına rağmen 2019 yılında partisinden istifa edip Brezilya için ittifak hareketini kurmuştur (bu bir partiden ziyade toplumsal hareket gibi gözükmektedir). Kendisi de eski bir asker olan Bolsonaro seçim kampanyası döneminde sıkça 1964-1985 arasında ülkeyi yöneten darbeci askerlere minnettar olduğunu dile getirmiştir. Kendisi, diğer popülist liderler gibi; LGBT hakları, kadın hakları, evrensel insan hakları, etnik kimlikler ve azınlık hakları ile alakalı hoyratça söylemleri ile bilinir.[2] İki elini silah şeklinde havaya kaldıran bir pozu Bolsonaro’nun başkanlık seçim kampanyasında temsil ettiği çizginin adeta sembolü haline gelmiştir. Seçim vaatlerinden birinin de halkın silahlanmasını kolaylaştırmak olduğunu bildiğimiz Bolsonaro, gerekli olduğu takdirde işkenceye karşı olmadığını dile getirmekten çekinmemektedir.

Asıl ilginç olan Bolsonaro’nun özgür ve adil bir seçim sonucunda yüzde 55 oy oranı ile başkan seçilmesidir. Buradaki asıl soru Brezilya halkının yüzde 55’inin böyle bir insana neden oy verdikleri sorusudur. Ülkede yıllardır süren yüksek suç oranlarına bir çözüm bulunamaması, sorunu çok sert yöntemler ile gerekirse askerin yardımı ile çözeceğini iddia eden Bolsonaro gibi bir adayın hızla popüler olmasını sağlamıştır. Ancak Bolsonaro’ya seçimi kazandıran asıl olaylardan birinin İşçi Partisi eski lideri ve iki dönem Brezilya Başkanlığı yapmış olan Luiz Inácio Lula da Silva’nın yolsuzluk iddiaları çerçevesinde yargılanması ve hapis cezasına çarptırılması olduğunu söylemek mümkündür. Seçim öncesinde yapılan anketler Lula’nın gireceği bir başkanlık seçiminde açık ara favori olduğunu göstermekteydi. Lula’nın hapsedilmesine sebep olan yolsuzluk soruşturması ise hukuki açıdan tam anlamıyla bir garabettir. Eski başkan aleyhindeki tek delil, davadaki diğer zanlıların doğruluğu teyit edilmemiş ifadelerinden ibarettir. Ayrıca bu soruşturma kapsamında savcının olağanüstü yetkileri de davanın hukuki derinliğini zan altında bırakacak nitelikteydi. Bu konuda Avrupa Parlamentosu’nun tutumu da davanın hukuki yeterlilikten mahrum ve siyasi bir niteliğe sahip olduğu yönündedir. [3]

''Favela'' diye adlandırılan yoksul mahallerde suç oranları ciddi oranda yüksektir. polis güçleri bu bölgelerde sıkça kayıplar verdiği için orada yaşan herkese potansiyel suçlu gözü ile bakmakta ve bu yüzden bu bölgelerde sıkça masum insanların ''şüpheli'' olduklarından ve polise direndiklerinden dolayı öldürüldüğü haberleri yayınlanmaktadır.

Bir yandan dünya ortalamasının çok üstünde bir suç oranına sahip ülkede, güvenli bir ortamı tesis etme iddiası ile iktidara gelmiş olan ve demokratik kurum ve değerlere uzak bir profil çizen popülist başkanın varlığı, bir yandan da hukuk sisteminin siyasi ihtiraslar doğrultusunda kullanılması son iki yılda Brezilya demokrasisi açısından bir gerilemenin portresini çizmektedir. Aşırı sağı temsil eden popülist Başkan Bolsonaro yönetiminde Brezilya demokrasisini neyin beklediği ise soru işareti olarak zihinlerde kalmaktadır.

Kaynakça


(1) İlgili rapor için bkz. https://freedomhouse.org/country/brazil/freedom-world/2020

(2) Başkanın ilginç söylemleri için bazı kısa belgeseller:

· https://www.youtube.com/watch?v=dVdgCFJZmgI

· https://www.youtube.com/watch?v=H1DXtQua074

· https://www.youtube.com/watch?v=oldbOFe4gfk

(3) Avrupa Parlamentosu konu üzerindeki tutumu hakkında bkz. https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/P-8-2019-001703_EN.html

(4) Bu konuda Netflix yapımı ‘’Demokrasinin Sınırı’’ belgeseli ilgi çekici ve izlenmeye değer bir belgeseldir.