Yargı Erki | Adil Yargılanma Hakkı

Güncelleme tarihi: 18 Şub


Yargı yetkisi nedir?

Mahkeme nedir?

Sanki bu hüküm bu sorulara cevap vermeden pek de anlam ifade etmiyor gibi…

xxxBu sorulara yargı erkinin tarihsel gelişimine bakarak bir yanıt bulmaya çalışacağım. Hukuki Pozitivizm | Normlar Hiyerarşisi başlıklı yazıda bahsettiğim gibi modern devletin yokluğunda Monark, erklerin tümünü elinde tutarak egemenliğini kendisi dışındaki her şey ve herkes üzerinde istediği tasarrufta kullanmaktaydı. Bu egemenlik haklarından birisi de yargı yetkisiydi. Monark bizzat yargılama yapabileceği gibi görevlendireceği memurlar eliyle de bu egemenlik yetkisini kullanabilirdi. Bu memurlar zaman içinde günümüzün yargıçları haline gelecektir.

xxxMonark’ı egemenlik yetkisini kullanmaya iten sebep, bunun saldırıya uğramış olmasıdır. Monark, iradesi ile meşru kıldığı hukukun ihlal edilmesi halinde yargı yetkisini kullanarak bozulmuş olan adaletin yeniden tesisini sağlar. Burada aslında iki tip adalet söz konusudur: Monark’ın dağıttığı ve Monark’ın denkleştirdiği.

xxxMonark, egemenlik yetkisi ile kurduğu sistemde dağıttığı adaletin bozulmasından ötürü yargı yetkisi ile adaleti denkleştirmeye çalışır ve bunu yargıçlar eli ile yapar. Yani, yargıçların kullanacağı yargı yetkisinin işlevi, bozulmuş olan düzendeki uyuşmazlığı çözmektir. Böylelikle fonksiyonel anlamda yargı erki diğerlerinden ayrılmış olur. xxxAncak bu durum kuvvetler ayrılığını tesis etmek için yeterli değildir. Yargı yetkisinin aynı zamanda kurumsal ve şahsi anlamda da diğerlerinden ayrılması gerekir. Yargı erkinde bu ayrım nispeten kolaydır. Mahkemeler, yargı yetkisinin kullanımı bağlamında yargıçlardan oluşurlar. O halde yargıçların diğer erklerden ayrılması durumunda kuvvetler ayrılığı tesis edilmiş olacaktır. Yargıçların diğer erklerden ayrılması Anayasa’nın 7. maddesinde bağımsız ve tarafsızlık ilkeleri ile vurgulanmışken Anayasa’nın 138. maddesinde de mahkemelerin bağımsızlığı kenar başlığı altında hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu ifade edilmiştir. Bu durum, mahkeme ile hâkim arasındaki bağlantının ne kadar ayrılmaz olduğunu göstermektedir. 138. maddenin devamında ve 139. maddede de yargı yetkisini kullanacak olan hâkimlerin yasama ve yürütme organına karşı sahip olduğu güvenceler düzenlenmiştir.

1982 Anayasası Mahkemelerin Bağımsızlığı – Madde 138 Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.  Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.  Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.  Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Hakimlik ve Savcılık Teminatı - Madde 139 Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

xxxGünümüz Türkiye’sinde Anayasa tarafından sunulmuş olan bu güvencelerin esamesi okunmamaktadır. Örneğin, hâkimler ve savcıların azlolunamayacağı Anayasa tarafından güvence altına alınmış olmasına rağmen 15 Temmuz’un ardından 5.000’e yakın hâkim ve savcı KHK’ler ile azlolundular. 5.000’e yakın kişinin tespit edilmesinde hâkim ve savcılığa girişte verilmiş olan referansların etkili olduğu, referanslar sayesinde zincirin halkalarının birbirine bağlandığı azil sürecinde yetkili olanlar tarafından kamuoyuna açıklandı. Daha önce “makbul” addettikleri “saadet zincirlerini” daha sonra “maktul” ilan ettiler.

xxxBir başka örnek olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş hakkında vermiş olduğu kararın “bizi bağlamayacağının” ifade edilmesi Türkiye’de yargı erkinin ancak yürütmenin müsaade ettiği ölçüde etkili olabileceğinin vurgulanması anlamına gelmektedir. Ancak Anayasa’nın Başlangıç kısmında da belirtildiği gibi kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip… üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu” üstünlük ancak normlardadır ve Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kararın uygulanmasını emretmektedir. Kavala ve Berberoğlu kararları da aynı türden örneklerdir.

1982 Anayasası Hak Arama Hürriyeti - Madde 36 Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz. Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması – Madde 141 Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.  Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.  Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.  Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

xxxYargı yetkisinin etkin kullanılabilmesi amacıyla hâkimlere tanınan güvencelerin yanında bireylere de bazı temel hak ve hürriyetler tanınmıştır. Bunlar yukarıda vermiş olduğum Anayasa’nın 36 ve 141. maddeleri ile aşağıda vermiş olduğum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre adil yargılanma hakkı; kanuni, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde, makul süre içerisinde, kamuya açık bir şekilde ve hakkaniyete uygun olarak yapılması halinde korunmuş olacaktır. Ancak nasıl ki herhangi bir hakkın korunması için ön şart adil yargılanma olsa da adil yargılanmanın gerçekleşebilmesi için ön şart kişinin mahkemeye erişebilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, hem şekli hem de maddi anlamı kapsar. Yargılamanın süjeleri mahkemede hazır bulunma ve mahkeme tarafından dikkate alınma hakkına sahiptir.

xxxKanuni mahkemenin ne demek olduğu bir sonraki yazımın konusunu oluşturacağı için burada kısaca değinmekle yetineceğim. Kanuni mahkeme “Ben A gününde B adresinde C suçunu işlesem hangi mahkemenin önüne çıkarım?” sorusunun cevabını suçu işlemeden önce bilmeyi ifade eder.

xxxMakul süre, her yargılama süreci bakımından ayrı ayrı değerlendirilebilecek bir husus olmakla birlikte aşağıdaki istatistiklerden de anlaşılacağı üzere Türkiye'de ihlali kaçınılmaz bir hakka dönüşmüştür.

xxxKamuya açık bir şekilde yargılama, asıl önemini ceza yargılaması bakımından gösterir. Söz konusu ilke Habeas Corpus Act adlı normla birlikte sistemleştirilmiştir. “Habeas Corpus”, “bedeni göster” anlamına gelmektedir. Devlet tarafından alıkonulmuş olan failin yaşadığını ve işkence görmediğini kanıtlamak amacıyla duruşma esnasında halka gösterilmesini amaçlar.

xxxHakkaniyete uygun yargılama ise tarafların yargılama süresince eşit işlemlere tabi tutulması anlamına gelir. Taraflar mahkeme tarafından dikkate alınmalı, mahkemenin işlemlerinden bilgi sahibi olmalı ve mahkeme önünde iddialarını dile getirip ispat vasıtaları sunabilmelidir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Adil Yargılanma Hakkı – Madde 6 Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır. (Masumiyet Karinesi) Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir: Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;  Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;  Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;  İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;  Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak.

xxx1 Ocak 2020 tarihi itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bekleyen 9.250 derdest dosya vardır. Bu sayı Mahkemenin önündeki derdest dosyaların %16’sına tekabül etmektedir. Türkiye’nin yıllara göre Mahkeme önünde bulunan derdest başvuru sayısı ise şu şekildedir:

yıllara göre türkiye'den gelen ve derdest olan dava sayıları
Grafik – 1: Türkiye’nin Yıllara Göre Derdest Başvuru Sayısı

xxxAdalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı verilere göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye aleyhine 1995 yılında toplam 2 ihlal kararı verilmiştir. Bu rakam 2000 yılına kadar sırası ile 4, 5, 13 ve 18 şeklinde ilerlemiş ve 2000 yılında bu sayı 23 olmuştur. 2001 yılında ise dramatik bir şekilde yedi kat artış ile ihlal sayısı 169’a çıkmış ve devam eden sene 54’e düşmüştür. 2002-2007 yılları arasında ise ihlal sayıları aralıksız bir şekilde artmaya devam etmiştir. Buna göre söz konusu yıllarda Mahkeme tarafından sırası ile 76, 154, 270, 312 ve 319 ihlal hükmü verilmiştir. 2009 yılında ihlal sayısı 341 ile zirveyi görerek düşüşe geçmeye başlamıştır.

xxxÖzellikle, Anayasa Mahkemesi’nde 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen kararların bireysel başvuruya konu olabilmesi de göz önüne alınacak olursa 2009-2012 yılları arasındaki olumlu tablonun 2012’den sonra da daha büyük bir ivme ile devam etmesi beklenirken böyle bir etki gerçekleşmemiştir. Son olarak, 15 Temmuz sürecinin ardından ihlal kararlarının yine yükselişe geçtiği ve 2019 yılında 96 ihlalin gerçekleştiği görülmektedir.

xxxTürkiye, 28 Ocak 1987’de bireysel başvuru hakkını tanımasına rağmen 1959-2019 yılları arasında verilmiş kararlar açısından 3.225 ihlal ile birinci sıradadır. (Bunların 932’sini adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddenin ihlali oluşturmaktadır. Ayrıca bu ihlallerden 607’si de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesinden ötürü verilmiştir.) Türkiye’yi 2.551 ihlal ile Rusya; 1.843 ihlal ile İtalya ve yaklaşık 1.350’şer ihlal ile Ukrayna ve Romanya takip etmektedir. Yunanistan, 917; Hırvatistan ve Birleşik Krallık ise yaklaşık 320’şer ihlale sahiptir. Almanya’nın ihlal sayısı 195’tir.

xxx2019 yılındaki ihlallere bakıldığında ilk 4’ün aynı kadro ile devam ettiği görülmektedir. Rusya, 186 ihlal ile birinci sıradayken onu 109 ihlal ile Ukrayna ve 96 ihlal ile Türkiye takip etmektedir. Dördüncü sıradaki Romanya’nın ise listede bir üstünde bulunan Türkiye’den 40 tane daha az ihlali vardır. İtalya, 2019 yılında 13 ihlal gerçekleştirmişken Almanya hakkında hiç ihlale hükmedilmemiştir.

xxxAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, adil yargılanma ve onun alt koruma alanına giren haklar bakımından Türkiye aleyhine vermiş olduğu ihlal kararlarına dair istatistik ise şu şekildedir:

Grafik – 2: Adil Yargılanma Hakkına dair İhlal Kararları

xxxAnayasa Mahkemesinin hazırlamış olduğu bireysel başvuru istatistiklerine göre 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar toplam 285.220 başvuru yapılmış olup bunların 244.743’ü sonuçlandırılmıştır. Derdest bulunan başvuru sayısı ise 40.477’dir.

xxxSonuçlandırılmış olan dosyaların %90’ı hakkında kabul edilemezlik kararı verilmiş, esastan incelenmiş olan 11.124 başvurudan 10.428’inde en az bir hakkın ihlal edildiği belirtilmiştir. Kabul edilemezlik kararları usûlî eksikliklerden ötürü tesis edilen kararlar olduğu için ihlal değerlendirmesi açısından esastan incelenmiş dosyaların göz önüne alınması hak ihlali iddialarının, başvurulara oranını daha net bir şekilde ifade etmesine yardımcı olacaktır. Buna göre esastan incelenmiş olan dosyaların %93,7’sinde en az bir hak ihlal edilmiştir. Adil yargılanma hakkının alt başlığı olan makul sürede yargılanma hakkının göz ardı edilmesi durumunda ise %92’sinde en az bir hak ihlal edilmiştir. Esasına girilen dosyalardan sadece 696’sında hakkın ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

En Az Bir Hakkın İhlal Edildiği Başvuru Sayısı
Grafik – 3: En Az Bir Hakkın İhlal Edildiği Başvuru Sayısı

xxxEsastan incelenmiş olan dosyaların 2473’ünde makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. 5884 adet dosyada ise adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Bu sayı esastan incelenmiş olan başvurular içinde %55,2’yi oluşturmaktadır.

 

xxxBu yazıda yargı erkinin tarihsel sürecinden ve kuvvetler ayrılığındaki durumundan bahsettikten sonra yargılama faaliyetini Aristoteles’in adalet kuramı ile açıklamaya çalıştım. Daha sonra diğer hakların işlevselliğini sürdürebilmeleri için elzem olan adil yargılanma hakkının enstrümanlarından bahsettim. Son olarak bireysel başvuru inlemesi yapan mahkemelerin istatistiki verileri ile Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu ortaya koydum. “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” serisinin bir sonraki yazısı “Derece Mahkemeleri | Tabii Hâkim” olacaktır.