Yargı Erki | Adil Yargılanma Hakkı

En son güncellendiği tarih: Oca 31


Yargı yetkisi nedir?

Mahkeme nedir?

Sanki bu hüküm, bu sorulara cevap vermeden pek de anlam ifade etmiyor gibi…

xxxBu sorulara yargı erkinin tarihsel gelişimine bakarak bir yanıt bulmaya çalışacağım. Hukuki Pozitivizm | Normlar Hiyerarşisi başlıklı bölümde de bahsettiğim gibi modern devletin yokluğunda Monark, erklerin tümünü elinde tutarak egemenliğini kendisi dışındaki her şey ve herkes üzerinde istediği tasarrufta kullanmaktaydı. Bu egemenlik haklarından birisi de yargı yetkisiydi. Monark bizzat yargılama yapabileceği gibi görevlendireceği memurlar eliyle de bu egemenlik yetkisini kullanabilirdi. Bu memurlar zaman içinde günümünüzün yargıçları haline gelecektir.

xxxMonark’ı egemenlik yetkisini kullanmaya iten sebep, yetkisi dışında kalan egemenliğinin saldırıya uğramış olmasıdır. Monark, iradesi ile meşru kıldığı hukukun ihlal edilmesi halinde yargı yetkisini kullanarak bozulmuş olan adaletin yeniden tesisini sağlar. Burada aslında iki tip adalet söz konusudur: Monark’ın dağıttığı ve Monark’ın denkleştirdiği.

xxxMonark, egemenlik yetkisi ile kurduğu sistemde dağıttığı adaletin bozulmasından ötürü yargı yetkisi ile adaleti denkleştirmeye çalışır ve bunu yargıçlar eli ile yapar. Yani, yargıçların kullanacağı yargı yetkisinin işlevi, bozulmuş olan düzendeki uyuşmazlığı çözmektir. Böylelikle fonksiyonel anlamda yargı erki diğerlerinden ayrılmış olur. xxxAncak bu durum kuvvetler ayrılığını tesis etmek için yeterli değildir. Yargı yetkisinin aynı zamanda kurumsal ve şahsi anlamda da diğerlerinden ayrılması gerekir. Yargı erkinde bu ayrım nispeten kolaydır. Mahkemeler, yargı yetkisinin kullanımı bağlamında yargıçlardan oluşurlar. O halde yargıçların diğer erklerden ayrılması durumunda kuvvetler ayrılığı tesis edilmiş olacaktır. Yargıçların diğer erklerden ayrılması Anayasa’nın 7. maddesinde bağımsız ve tarafsızlık ilkeleri ile vurgulanmışken Anayasa’nın 138. Maddesinde de mahkemelerin bağımsızlığı kenar başlığı altında hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu ifade edilmiştir. Bu, mahkeme ile hâkim arasındaki bağlantının ne kadar ayrılmaz olduğunu göstermektedir. 138. maddenin devamında ve 139. maddede de yargı yetkisini, kullanacak olan hâkimlerin yasama ve yürütme organına karşı sahip olduğu güvenceler düzenlenmiştir.

1982 Anayasası Mahkemelerin Bağımsızlığı – Madde 138 Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.  Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.  Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.  Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Hakimlik ve Savcılık Teminatı - Madde 139 Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

xxxGünümüz Türkiye’sinde Anayasa tarafından sunulmuş olan bu güvencelerin esamesi okunmamaktadır. Örneğin, hâkimler ve savcıların azlolunamayacağı Anayasa tarafından güvence altına alınmış olmasına rağmen 15 Temmuz’un ardından 5.000’e yakın hâkim ve savcı KHK’ler ile azlolundular. 5.000’e yakın kişinin tespit edilmesinde hâkim ve savcılığa girişte verilmiş olan referansların etkili olduğu, referanslar sayesinde zincirin halkalarının birbirine bağlandığı azil sürecinde yetkili olanlar tarafından kamuoyuna açıklandı. Daha önce “makbul” addettikleri “saadet zincirlerini” daha sonra “maktul” ilan ettiler.

xxxBir başka örnek olarak 138. maddenin 4. fıkrasını ilerleyen yazılarda inceleyeceğim fakat kısaca değinmek gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş hakkında vermiş olduğu kararın “bizi bağlamayacağının” ifade edilmesi Türkiye’de yargı erkinin ancak yürütmenin müsaade ettiği ölçüde etkili olabileceğinin vurgulanması anlamına gelmektedir. Ancak Anayasa’nın Başlangıcında da belirtildiği gibi kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip… üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu” üstünlük ancak normlardadır ve Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kararın uygulanmasını emretmektedir. Kavala ve Berberoğlu kararları da aynı kabildendir.

1982 Anayasası Hak Arama Hürriyeti - Madde 36 Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz. Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması – Madde 141 Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.  Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.  Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.  Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

xxxYargı yetkisinin etkin kullanılabilmesi amacıyla hâkimlere tanınan güvencelerin yanında insanlara da bazı temel hak ve hürriyetler tanınmıştır. Bunlar yukarıda vermiş olduğum Anayasa’nın 3